8 Haziran 2016 Çarşamba

Yeniden Başla Hayata


    Hayat bir oraya bir buraya savuruyor gittiğimiz her yerde ayak uydurmaya alışmaya çalışıyoruz.Benim için on yılda bir şehir değiştirmek bir alışkanlık haline geldi sanırım. On yıl Samsun da çocukluğumu geçirdim. Rahmetli babam nedendir bilmem, haydi Ayvalık'a gidiyoruz dedi. Küçük, denizin kenarında bir ilçe Ayvalık.

  Burada liseyi bitirdikten sonra, üniversite için Ankara'ya geldiğimden sıkça bahsetmiştim. Çok zor alıştım bu şehre. Deniz çocuğuyum ben o maviyi görmezsem eğer içim daralır kaybolurum. İlk iki sene çok zorlandım. Sokaklar deniz kokmuyordu. İnce bir rüzgar vurmuyordu yüzüme. Ankara kalmayı istediğim yerlerden biri değildi ama ne yaparsın okul buradaydı ve bitmesi gerekiyordu.

  Dört sene gel git öyle geçti. Sonra bir baktım ki alışmışım Ankara'ya, ilkbaharı, sonbaharı bir başka olur buranın. Gerçi şu sıralar mevsimler çok sıra dışı ama yinede, anlıyorsun sonbaharın, ilkbaharın geldiğini. Bir kışını sevemedim buranın. Gökyüzü gri, kar yağsa bile o grilik gitmek bilmiyor üzerinizden. Hava açsa güneş gören masum Ankaralı oluveriyorsunuz. Güneş te ısıtan cinsten değil hani. Merhaba deyip kaçıveriyor hemen. Ankara' da üstünde kısa kollu elinde ceket olmazsa üşür hasta olursun. Yazın bile üşütür seni Ankara'nın kara geceleri.

  Okuldan sonra burada iş bulunca kaldım bende, ekmek nerede ise biz oradayız diyerek. Tam yedi sene ailem bildim iş yerimi, arkadaşlarım, işim benim ailem oldu. Nihayetinde Ankara anladı herhalde birbirimizden pek hoşlanmadığımızı "haydi senin burada süren doldu, 12 sene geçti çocuk illa kovalım mı?" diye söylendi koca şehir bana.

  Özel sektör her zaman yarınınızı göremediğiniz bir sektör. Bugün var ise yarın yok olabilir. Bu sene diziler pek umulduğu gibi gitmeyince bize de yol gözüktü. Bahsettiğim yokuş işte tam da bu. Bir yokuştan tırmanıyorum şimdi, yolun sonun da İstanbul var. Ne zamandır çağırıyor beni şiirlerin, aşkların tarihin kenti, ben naz yapıyordum şimdi o bana yokuş yapıyor. Yapsın hakkıdır, o kadar çağırdı gitmedim. Şimdi Ankara gönderiyor beni, İstanbul yokuşlarına.

  Gitmek zor değil de, gittiğinde her şeye yeniden başlamak zor, her şey iyi olacak eminim ama kolay olmayacak, insan alışkanlıklarından zorunda olmadıkça vazgeçmek istemiyor. Ankara benim alışkanlığım ama gitmek zorunluluğum. İstanbul sen büyüksün üzme beni geliyorum..